İstanbul PARÇALI AZ BULUTLU 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
topdesign1meubelen

Kraliçe Mathilde’nin Türkiye Ziyaretinin Sessiz Mesajı Nedir?

Kraliçe Mathilde’nin Türkiye Ziyaretinin Sessiz Mesajı Nedir?
0

BEĞENDİM

Cihan Çöl (Belçika) – Uluslararası siyasette bazı ziyaretler vardır; takvimlerde “resmî temas” olarak görünür ama aslında tarihsel dönüşümlerin habercisidir. Belçika Kraliçesi Mathilde of Belgium’in yüzlerce kişilik ekonomik misyon heyetiyle Türkiye’ye yaptığı ziyaret de tam olarak böyle bir anlam taşıyor.

İlk bakışta bu ziyaret, Avrupa ülkelerinin sık sık düzenlediği ticari diplomasi programlarından biri gibi görülebilir. Toplantılar yapılır, iş forumları düzenlenir, şirketler bir araya gelir, yatırım fırsatları konuşulur… Fakat bu ziyaretin arka planına dikkatlice bakıldığında çok daha büyük bir fotoğraf ortaya çıkıyor:

Avrupa, Türkiye’ye yeniden yaklaşmaya çalışıyor

Üstelik bu kez romantik siyasi söylemlerle değil, sert jeopolitik gerçeklerle.
Çünkü dünya değişiyor.
Ve değişen dünyada Türkiye’nin stratejik değeri Avrupa açısından her geçen gün daha da büyüyor.

Avrupa Neden Şimdi Türkiye’ye Yaklaşıyor?

Uzun yıllar boyunca Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı büyük ölçüde ideolojik bir zeminde şekillendi. Demokrasi, insan hakları, üyelik müzakereleri ve siyasi gerilimler ilişkilerin temel ekseni oldu. Türkiye çoğu zaman Avrupa tarafından “yakın ama tam ait olmayan ülke” olarak görüldü.

Fakat son birkaç yıl Avrupa’nın bütün stratejik hesaplarını değiştirdi.
Önce pandemi geldi. Küresel tedarik zincirleri çöktü. Avrupa sanayisi, üretim kapasitesinin ne kadar dışa bağımlı olduğunu gördü.
Ardından Russian invasion of Ukraine başladı. Ve o savaş Avrupa’ya çok sert bir gerçeği hatırlattı:
Ekonomik güç tek başına güvenlik sağlamıyordu.
Enerji krizleri büyüdü. Savunma harcamaları arttı. NATO yeniden merkezi hale geldi. ABD’ye aşırı bağımlılığın riskleri tartışılmaya başlandı. Çin’e karşı ekonomik bağımlılık korkusu yükseldi.
İşte tam bu dönemde Avrupa şunu fark etti:
Türkiye artık görmezden gelinebilecek bir ülke değil.
Çünkü Türkiye:
NATO’nun en büyük askeri güçlerinden biri,
Karadeniz’in kilit aktörü,
Avrupa’nın enerji geçiş hattı,
Orta Doğu ile Avrupa arasındaki güvenlik köprüsü,
üretim ve lojistik merkezi,
göç krizinin kontrol noktası,
savunma sanayiinde yükselen bölgesel güç konumunda.
Ve Avrupa’nın bugün tam da bunlara ihtiyacı var.

Kraliçe Mathilde’in Heyetinde Neden Savunma Şirketleri Vardı?

Bu sorunun cevabı ziyaretin gerçek anlamını ortaya koyuyor.
Çünkü Avrupa artık sadece ticaret konuşmuyor; güvenlik konuşuyor.
Ukrayna savaşı Avrupa savunma sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Mühimmat stoklarının yetersizliği, üretim kapasitesinin düşüklüğü ve askeri teknolojilerde dışa bağımlılık ciddi alarm yarattı.
Türkiye ise son yıllarda savunma sanayiinde dikkat çekici bir yükseliş yaşadı.
İnsansız hava araçları, elektronik harp sistemleri, zırhlı araçlar, deniz platformları ve mühimmat üretimi artık Avrupa’nın dikkatle izlediği alanlar arasında.
Eskiden Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşımı daha çok “Türkiye Avrupa’dan ne istiyor?” sorusuyla şekillenirdi.
Bugün ise tablo tersine dönüyor:
“Avrupa, Türkiye’den ne kadar uzak kalabilir?”
Asıl stratejik değişim burada yaşanıyor.

Bu Ziyaretin Gerçek Adı: Zorunlu Yakınlaşma

Belçika’nın yaptığı şey yalnızca ekonomik ilişkileri geliştirmek değil. Bu ziyaret aynı zamanda Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik yeni stratejik yaklaşımının sembolik bir ilanı niteliğinde.
Çünkü Avrupa artık idealist değil, realist davranıyor.
Enerji güvenliği için Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.
Karadeniz’de denge için Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.
Göç yönetimi için Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.
Asya’ya uzanan ticaret koridorları için Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.
Savunma sanayi üretimi için Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.
Bu yüzden Avrupa-Türkiye ilişkileri artık eski dönemin klasik üyelik tartışmalarından farklı bir zemine kayıyor.
Yeni model şu olabilir:
Tam entegrasyon değil ama zorunlu stratejik ortaklık.
Ve Kraliçe Mathilde’in ziyareti tam da bu dönüşümün sessiz ilanıdır.

Avrupa’nın Asıl Korkusu: Yeni Dünyada Geride Kalmak

Bugün dünyada yeni bir güç haritası oluşuyor.
ABD ile Çin arasındaki küresel rekabet derinleşiyor. Rusya askeri gücünü yeniden öne çıkarıyor. Enerji savaşları büyüyor. Ticaret yolları yeniden şekilleniyor. Yapay zekâ, savunma teknolojileri ve lojistik ağlar ülkelerin geleceğini belirliyor.
Avrupa ise uzun yıllar boyunca “konfor alanında yaşayan güç” görüntüsü verdi.
Şimdi ise o konfor alanı parçalanıyor.
Bu nedenle Avrupa artık çevresindeki stratejik ülkelerle yeni ilişkiler kurmak zorunda. Türkiye de bu yeni dönemin merkez ülkelerinden biri haline geliyor.
Çünkü coğrafya yeniden önem kazandı.
Ve Türkiye’nin coğrafyası sıradan değil.
Türkiye:
Avrupa ile Asya’nın kesişim noktası,
Enerji yollarının geçiş merkezi,
Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kapı,
NATO’nun güney kanadı,
Orta Koridor’un omurgasıdır.
Küresel krizler arttıkça Türkiye’nin jeopolitik değeri de artıyor.
Belçika’nın ekonomik misyonu işte bu gerçeğin diplomatik tercümesidir.

Peki Türkiye Bu Süreci Nasıl Okumalı?

Türkiye açısından burada önemli bir stratejik fırsat doğuyor.
Çünkü Avrupa artık Türkiye’ye “yardım edilmesi gereken ülke” gibi değil, “iş birliği kurulması gereken güç” gibi bakmaya başlıyor.
Bu psikolojik değişim son derece önemlidir.
Fakat Türkiye’nin dikkat etmesi gereken kritik bir nokta da var:
Avrupa’nın bu yakınlaşması tamamen duygusal değil; çıkar temelli.
Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklardan çok kalıcı çıkarlar vardır.
Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşmasının nedeni:
güvenlik kaygıları,
ekonomik zorunluluklar,
enerji ihtiyacı,
üretim ve lojistik dengeleridir.
Bu nedenle Türkiye’nin de süreci duygusal değil stratejik okuması gerekir.
Eğer Ankara bu dönemi doğru yönetirse:
Avrupa ile yeni nesil ekonomik ortaklıklar kurabilir,
Savunma sanayiinde daha büyük iş birlikleri geliştirebilir,
Enerji ve lojistik merkezine dönüşebilir,
Küresel güç dengelerinde daha bağımsız hareket alanı kazanabilir.
Çünkü yeni dünya düzeninde en değerli ülkeler yalnızca zengin olanlar değil; vazgeçilmez olanlardır.
Ve Türkiye giderek vazgeçilmez bir ülkeye dönüşüyor.

Sonuç: Sessiz Mesaj Şuydu

Kraliçe Mathilde’in Ankara ziyareti aslında tek bir cümle söylüyordu:
“Avrupa artık Türkiye’yi dışarıda bırakarak kendi geleceğini kuramayacağını anlıyor.”
Bu ziyaretin gerçek anlamı budur.
Ankara’ya gelen sadece bir kraliçe değildi.
Avrupa’nın değişen stratejik aklıydı.
Ve o akıl artık şunu kabul ediyor:
Türkiye ile her konuda anlaşmak zorunda olmayabiliriz…
Ama Türkiye olmadan güçlü, güvenli ve rekabetçi bir Avrupa kurmak giderek daha zor hale geliyor.
İşte ziyaretin sessiz mesajı tam olarak buydu.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Burak Nallı, Nazi işgali sırasında öldürülen 66 direnişçiyi anmak için çelenk bıraktı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.