• Bugün Görüntülenme: 139
  • Dünkü Görüntülenme: 3244
  • Toplam Görüntülenme: 10160597

BİR AVUÇ CEVİZDİ SON DİLEĞİ

20 Mart 2015
1 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
1544 defa okundu. defa okundu.
BİR AVUÇ CEVİZDİ SON DİLEĞİ

Derya deniz ……
Bir avuç ceviz di en son dileği…

Kollarımın arasında son nefesini verirken gözlerime hiҫ bakamadı…
Anneni, babanı ,kardeșini evladını yada hayat eșini kaybettiğinde iҫinde ki yanan ateșe engel olamazsın…

Aslında böyle bir acıyı bir bașkası iҫinde yașarsın akraban değildir, komșun değildir, memleketlin hiҫ değildir. Bu zamanda șimdiki dünyamızda kolay bir kelime ama onu hissetmek benimsemek aslında zordur. Tek bir nefeste çıkıverir dilinden arkadaș dersin.

Otobüse doğru yürürken nefesinin kesildiğini anlatmıștı bana, bende her zamanki gibi panikleyip hemen hastanaye gitmemiz gerektiğini söyledim ama dinler mi ? inatçı dinlemedi…

Hastaneye kaldırıldığını bir gün sonra öğrendim. Odasının kapısını açar açmaz bağırmaya başladım. Neden haber vermedin?, ne oldu?, neden burdasın?, neyin var? gibi gereksiz bir sürü soru sordum . Bana bilmiyorum neyim olduğunu, seni bekliyoruz doktorla konuşman iҫin dedi . Tamam, ben konuşup gelirim sonra çıkarız dedim.

Doktorunu buldum. Bașladı anlatmaya, arkadaşınız solunum yolu kanseri dedi . Geç kalınmış kanser hücreleri akciğere sıҫramış dedi. Sanki bașkasından bahsediyormuş gibi geldi bana, o an ya da șoktaydım. Belkide ona yakıştıramadım.

Yakıșmazdı çünkü O’na, Derya benim dostum, arkadaşım, sırdaşım, dert ortağım ….

Her durumda gülmeyi ve güldürmeyi bașaran, düşünup konuşan , mantıksız hiҫ bir cümle kurmayan, tahminleri hep doğru ҫıkan, doğruyu yanlıșı anında karar veren, harika bir eş , fedakar bir anne, herkesi kendi kalbi kadar temiz sanan nadir insandır.

Eșini çağırdım. Odaya girmeden önce telefonuna mesaj çekerek ,durumu doktorun bana anlattığı gibi ağlayarak bağırarak anlattım. Adam ne yapacağını șaşırdı. İlk cümlesi ‘bizim kızımız daha çok kuçük’ oldu.

Daha sonra, biz savaşmaya karar verdik. ilk önce ona bu hastalığı anlatacak, sonra tedavisi iҫin elimizden gelen moral desteği verecektik.

Eşi anlattı durumu hemen yüzünde bir gülümseme oluştu. Eeee dedi niye üzülüyorsunuz tedavi oluruz kurtuluruz . Sen ağladın mı? be güzelim, sakın ağlamayın, sakın üzülmeyin.Bunu bana yapmayın ki ben çabuk ayağa kalkabileyim. Yoksa iki manyağı nasıl idare ederim dedi.

Eve geldiğimde onunla yaşadığımız her anı aklıma iyice kazıdım; her ziyarete gittiğimde ona tekrar tekrar anlatmak için.

3 aylık bir süreyi atlatmıştık artık ama hiҫ ilerleme yoktu. Kemoterapi fayda etmemişti . Aksine, hastalık diğer organlara iyice yayılmıştı. Biopsi yapıldı bir kac kez ama her seferinde negatif sonuҫ aldık.

Sabah kahvaltısını götürmek için ҫıktım yola beni aradı. Ayna ve siyah şapkamı getir dedi ; şapkanın anısı vardı bizde.

Çarşıya çıkmıştık çok pahalı bir şapkacının önünden geçerken, gel dedi bir delilik yapıp şapkaları deneyelim. Girdik içeri belki 20 ye yakın şapka denedik ; tabii almak mümkün değil, fiatları uçmuştu. Oradan çıkıp bir eskicinin önünden geçerken, camda, o pahalı dükkanda gördüğümüz şapkadan gördük. Siyah, yanları kıvrımlı, hafif parlak olan şapkayı sadece 2 euro ya satın aldık, çocuklar gibi sevinmiştik ….

İçeri girdiğimde uyuyordu. Yorgundu. Bitkin bir halde, kısık bir sesle beni kaldır dedi . Sonra aynayı ve çekmeceden tarağını aldı, saçlarımı tararmısın dedi. Aldım elime tarağı, tek bir fırça darbesi ile elime saçları döküldü. Avuç avuç. Belli ettirmemeye çalıştım ama yine de aynadan ağladığımı gördü ve neden ağlıyorsun?, kökü bende yine uzayacak, sen gene tarayacaksın ama ondan önce bunları kökten kesmen gerekiyor ki sağlıklı uzasın dedi. Ben, hayır yapamam desem de ikna edemedim. O siyah kıvırcık saçlarını hemşirenin yardımıyla makine ile kestik. Aynaya baktı, ohhh be dünya varmış, kurtuldum ver şimdi benim şapkamı dedi. Hayatımda kendi ile bu kadar barışık olan birini hiç tanımamıştım, her haliyle dalga geçen biri bu hastalığı yener diye umut ediyordum hep.

Doğum günü gelmişti. Ufak bir pasta alıp eşiyle birlikte hastaneye gittik. O kadar sevindiki; doğruldu hemen. Mumlarını üflemekte her nekadar zorlansada söndürdü. Arkadaşım ben bu güne kadar hiç arabesk dinlemedim biliyorsun. Şu bilgisayardan aç bir Ibrahim Tatlises dinleyeyim. Rastgele bir şarkı seçti. Şarkının adı ‘dertler derya olmuş’ bu bir tesadüfmüydü ,neydi bilmiyorum ama odadan nasıl çıktğımı bilmiyorum. Kendimi dIşarda buldum o soğuk hava bana vurmuyordu sanki. İçimden tekrar odaya dönmek gelmiyordu.

Sık sık şiir kitabı okumamı isterdi. En çok da Ahmet Arif’in şiirlerini severdi.

Yurdum Benim, Şahdamarım

Engereğin dişlerine işledim, Ağu dişlerine

Oluklu, çentik… Ve vurgun,

Gözleri bir çift cehennem Burnuna kan tütmüş

Pars bıyığına… Dağın pulat yüreğine işledim,

Şimşeğin masmavi usturasına Sevdanı usul-usul

Sevdanı mısra-mısra

Lo ben seni hapislerde sevmişim,

Ben seni surgunlerde

Yurdum benim sahdamarim

Diye devam eden şiirler…

Bir anısı vardı bu şiirin onun için. Kızınında adı geçiryordu. Mısra ona benziyor kıvırcık saçları ve o kocaman zeytin gözleriyle…

6 ay sonra bütün vücüdunu sarmıştı bu illet hastalık. Artık yürüyemiyor, yemek yiyemiyor, hafıza kaybıda başlamış, unutmasın diye ona hergün yaşadıklarımızı anlatıyorduk eşiyle birlikte.

Gün geçtikce artık dayanılmayacak acılar çekiyordu . İnlemeleri hiç kesilmiyordu, acısını hafifleten ilaçlar dışında onu rahat ettiren sadece kızı idi.

Ben her dafasında soruyordum benden bir şey iste diye ve en sonunda sesini zorlayarak bir avuc ceviz dedi …..

Hemen çıkıp en yakın marketten ceviz aldım. İçeri girdim eşi uyuttular çok acısı vardı. Uyuttular bir şey yapamadım. Gökce elimden bir şey gelmedi uyudu , uyanacak ama gökce dedi durdu. Biz tam 1 hafta boyunca başında uyanması bekledik. Ama inatçı uyanmadı ve son nefesini verirken o kocaman zeytin gözleriyle bakmadı bize bir daha.

Başındaki yastığı alıverdiler ve bir anda nefesi kesildi…

Vatanına ,annesine ,yavrusuna doyamadan ölen dostum, dert ortağım ,sırdaşım, arkadaşım,Deryam.

Ölum denilen gerçek sana hiç ama hiç yakışmadı.

Ve ben seni gözlerini yumduğun günden beri hiç unutmadım ………

Gökce ÖZTÜRK

Reklamlar

Av. Ercan TOKBAKKERIJ
YORUMLAR 1 Yorum Yapıldı.
  • Aglattin bu sefer Gökce genc ölüm yakinlari icin dahada zordur, Allah nur icinde yatirsin, ailesine cocuklarina yakinlarina sabirlar versin
    21 Mart 2015 00:20

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN