Merhaba Değerli Okurlar;
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sık karşılaştığı konulardan biri, yurtdışında evlenirken imzalanan mal rejimi sözleşmesinin Türkiye’de bulunan malvarlıklarına etkisidir. Özellikle Belçika’da yapılan sözleşmeler bakımından konu, milletlerarası özel hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Evlilik Sözleşmesi Nedir?
Günlük hayatta “evlilik sözleşmesi” olarak ifade edilen düzenlemenin hukuki adı mal rejimi sözleşmesidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca eşler arasında; edinilmiş mallara katılma, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı olmak üzere mal rejimleri uygulanabilir. Eşler, kanunda belirtilen diğer rejimlerden birini sözleşmeyle seçebilir.
Sözleşme Yapılmazsa Ne Olur?
Türk hukukunda temel kural, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Evlilik birliği içinde karşılığı verilerek edinilen malvarlığı değerleri, kanunda belirlenen şartlar çerçevesinde edinilmiş mal kabul edilir. Ancak bu durum, malların evlilik süresince otomatik olarak eşlerin ortak mülkiyetine geçtiği anlamına gelmez; rejimin sona ermesiyle birlikte katılma alacağı gündeme gelir.
Belçika’da Evlilikten Önce Mal Ayrılığı Sözleşmesi Yapılırsa
Burada 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 15. maddesi önem kazanır. Buna göre eşler, evlenme anındaki mutad mesken veya millî hukuklarından birini, evlilik malları bakımından açıkça seçebilirler. Bu nedenle Belçika’da düzenlenen ve Belçika hukukunun uygulanacağını açıkça belirleyen bir mal rejimi sözleşmesi, Türk hukukunda değerlendirme dışı bırakılamaz.
Ancak önemli bir ayrım vardır:
Türkiye’deki Taşınmazlar Bakımından MÖHUK m.15/2, “Malların tasfiyesinde, taşınmazlar için bulundukları ülke hukuku uygulanır.” hükmünü içermektedir. Buna göre Belçika’da yapılmış mal rejimi sözleşmesi bulunsa dahi, Türkiye’de bulunan bir taşınmazın mal rejiminin tasfiyesi bakımından Türk hukuku uygulanacaktır.
Dolayısıyla cevap, “Belçika’daki sözleşme Türkiye’de tamamen geçersizdir” şeklinde değil; sözleşmenin etkisi ile Türkiye’deki taşınmazın tasfiyesinde uygulanacak hukukun birbirinden ayrılması şeklinde ortaya çıkmaktadır.
UID Genel Başkanı Kenan Aslan Almanya’daki seçimler için sandığa gidin çağrısı yaptı