11 Mayıs 2017 Perşembe
Anne
Anne olmak çocuğunun gözünde akacak yaşın sende olmasıdır, onun yerine acıları duymak hissetmektir.
Elinden geldiğince onun yolunu hafifletmektir anne olmak. Anneler günü kapıya dayanınca benimde şiirlerimin anneyi anlatan şiirler olmazsa olmazdı tabi.
Ver Gözyaşını
Ver gözyaşlarını,
Benim gözümden aksın.
Ver hüznü yüzünden,
Benim yüzümden baksın.
Acılar sana dokunmasın,
Senden uzak dursun.
Ver hepsini bana,
Bende saklı kalsın.
Aklar saçlarına değmesin,
Engeller çıkmasın yollarına.
Hiçbiri uzanmasın sana, ver bana.
Ben alışmışım zaten yaralara.
***
Evladından ayrılan bir annenin avuntusu.
Kendi durmadan acı çeker çekmesine de.
Sadece bir avuntusu vardır bundan böyle evladı açı çekmeyecektir.
Sen rahat uyu meleğim.
Bundan böyle acılar sana dokunamaz.
Bir Yıldız
Bir yıldızdın,
Hayatımdan gelip geçen.
Hem uzaksın,
Ama bir o kadarda yakın.
Kalbimin atışı,
Dokuz ay ninni olmuştu
Minik bedenine.
Senin kalbinin atışı ise
Benim içimde
Durmayan bir ritim oldu.
Sayıklar oldu,
Güzeller güzeli adını.
Ne gündüz der,
Ne gece; hep seni anar.
İyi uykular,
Atan kalbimin parçası
Sen rahat uyu meleğim.
Ben senin yerine sabahları karşılarım.
Acılardan uzak uyu.
Ben senin yerine acılardayım.
Kederden uzak.
Yeter ki sen rahat uyu, bende olsun kederin.
Kötülüklerden uzak uyu.
Kalbimde saklısın sen rahat uyu.
Meleğim.
***
Ölçülmez Acılar
O usulca yüreğine
Süzülen yaşların
Yıkılan umutların
Zehri acıların
Terazisi yok
Ölçülmez yaraların derinliği
Yayılmış bedenine habersizce
Kaybolan mutluluğun, karanlığın
Görünmeyen izlerin,
Terazisi yok, ölçülmez.
Nerkiz
Ben olsaydim
‘Ben olsaydım’ derken, bunun söylemek kadar kolay olmadığının farkındayım, lafta olan her şey kolaydır, çok iyi biliyordum. Tartışmaya yol açıyordum beynimde kendimle. Kendimi tanıyorum sanıyordum ben aslında. Ama derin düşündükçe kendimi bile ne kadar az tanıdığımı fark ettim diyebilirim. Uçurum var şu an kendi düşüncelerimin bile arasında. Çatışma haline gelmenin son noktasında kafam. Bir tek kişi olarak bile, bu kadar bölünmüşlük yaşarsam içimde, herhangi bir konuda; düşün bir de, onlarca, yüzlerce, hatta binlercesi bir araya geldiğindeki doğan barışmazlığı düşün. Doğabilecek anlaşılmazlığı canlandır gözünde. Bak bir ben bile kendimle çatışmaya girdim tek başıma. Sırf başkasının sorunu yüzünden tartışıyorum kendi içimdeki seslerle. Aynı dili konuşmak, birbirini anlamayı sağlamaz biliyorum da aynı beyinde bile anlaşmazlık çıkabiliyor işte. Kendi hislerimin bile bir kısmı ‘ben olsaydım yerinde aynısını yapardım’ derken, asla diye haykıran, kendine davacısı yine aynı sen kendin olabiliyorsun işte.
Bir orta yol bulmaya çalıştım kendi beynimi susturabilmek için. ‘Ne çok seviyormuşum başkalarının konularıyla baş ağrıtmayı’ demeden edemiyorum kendime.
‘Dua et ki o sorunun karşısında şu an sen yoksun’ dedim kendime en sonunda. ‘Eğer bir gün ciddi ciddi öyle bir durumda olursan, o an hissettiğin duygularınla karar vermelisin’ dedim içimdeki susmayan ses’e cevaben. Ne de olsa olaya dıştan bakmak bir ayrıydı, bunu çok iyi biliyordum. Kimse seni anlamıyordu olayın içindeyken. Kendin bile kendini anlamıyordun aslında.
Yol
bir yol yürüyorum
ben yolu seçmedim
sadece yürüyorum
yoldaki melodiler
bazen hüzünlüler
ara sıra da şenler
bir yol yürüyorum
sonunu görmüyorum
arada yoruluyorum
bazen dinlenmeler
geriye dönmeler
zorlu ilerlemeler
karanlıklar gördüm
renklere büründüm
kendi içimde bölündüm
bir yol yürüyorum
sonunu görmüyorum
sadece yürüyorum
nerkiz
Anılarla yaşamak
Anı yaşarken insan hiç düşünmüyor anıları hafızama saklayayım diye. Kendiliğinden yerleşiyorlar sanırım hafızamızın kuytu köşelerine. Sonra bir gün ansızın geçmişimiz gözümüzde bir bir canlanıyor. Hafızanın kayıp köşelerinden yolunu bulup, alıp uzaklara götürüyor insanı. Bulunduğun zaman ve geçmiş zaman harmanlanıyor birden ve hayal ile gerçek karışıyor birden bire. Şahit isimli şiirimi öyle anlara hitaben yazmıştım.
Şahit
Sessiz şahitler
Seni en iyi bilen
Yürüdüğümüz yollar
Gördüğümüz ağaçlar
Beton yığını evler
Renkli trafik lambaları
Sessiz şahitler
Seni en iyi tanıyan
Kapalı panjurlar
Gece gölgeleri
Ölmeyen melodiler
Sigara dumanı
***
Mutluluğumuz vardı bizim. Sabahlarımız vardı, hiç bitmeyen. Akşamlarımız vardı bizim.
Çay saatlerimiz
Yemek saatimiz
Kahve molamız
Gülüşlerimiz vardı bizim
Bakışlarımız birbirimize
Kelimesiz sohbetlerimiz vardı
Aşkımız vardı bizim
Anılarımız vardı bizim
Yıllarca biriktirdiğimiz anılarımız,
Sonsuz sandığımız anlarımız vardı
Biz vardık!
Bir zamanlar, bir biz vardı, şimdilerde akşamlar var. Sabahlar da var haliyle. Anılarım var benim. Var, hepsi var aslında. Sabahları aklıma gelenler var. Bir de akşamüstü hava kararınca aklıma gelen anılarım var benim. Ne mutluyduk ama biz. Bazen tartışmalarımız, aynı fikirde olmadığımız konularımız olsa da zevklerimiz bazen uç noktada olsa da aşkımıza yenik düşerdi olumsuzluklar. Etkileyemezdi sevgimizi. Sarsamazdı saygımızı. Yitiremezdi birbirimize olan güveni… Hep güzeldi bakışlarımız… Mutluydu an be an yaşantımız. Güçlüydü aşkımız, dayanıklıydı… Hiç bitmeyecek gibiydi yaşadıklarımız! Bir gün öncesi, öncede kalırdı, günü hep anında yaşardık. Hiç geri dönüp bakmazdık. Yarına odaklıydı bakışlarımız. Yeni umutlara, yeni beklentilere, güzelliklere odaklıydık hep.
Ama ne kadar geçen gün geride kaldı desek de o anı yaşadığımda aklıma gizlice kazınmıştı demek o anılar. Şimdilerde hiç aklımdan çıkmıyor, her akşam aynı zamanlarda canlanıyor hatıralar. Karanlığın bir anısı var, güneşin bir anısı. Yeşilin bir ayrı, mavinin bir başka anısı…
Bir sigara dumanında yatar mı bin hikaye? Sokak lambaları olur mu şahidin? Bir gömleğin çizgisi başka gömlekte neleri anlatır, canlandırır bilir misin? Bir hareket, bir duruş, bir gülüş neleri canlandırır bilir misin?
Bıraktığın o hatıranın
Bir kelimesinde seni hatırladı
Bir an kokusunda seni duydum
Bir hareketinde seni yakaladım
Gözlerini senin gibi açtı
Dudaklarımı senin gibi süzdü
Kafasını senin gibi bir yana yaslayıp
bana öyle senin gibi baktı
Bana ne kadar yakınsın bıraktığın hatıranla
Her zaman buradasın
Benim yanımdasın.
Nerkiz Şahin
T Ü R K İ Y E M
Güneşin suda yansımasını
Nefes kesen sıcaklıkları
Sahile vuran dalga sesleri
Seni, yaşarken özledim.
Gökyüzüne uzanan paraşütler
Suya yol açıp giden vapurlar
Kuma işlenmiş ayak izleri
Seni, yaşarken özledim.
Yolcuları yutan dolmuşlar
Köşede közlenmiş mısırlar
Simit kokusu etrafa yayılan
Seni, yaşarken özledim.
Çayı cam bardakta güzel
Nazar boncuğu ince belinde
Ya da al bayrağı var üzerinde
Seni, yaşarken özledim.
Güzel Türkiyem
Türkiye’de yaşamıyor olsakta, memleket hasretiyle büyüdük biz. Çocuk yaşlarımızda aşılanmıştı vatan sevdası. Böyle olunca tabi şiir yazarken memleketi de kaleme almamak olmazdı. Tabi kaleme alındı derken,tatilden tatile bir kaç haftalığına Anavatan’a gidip her defa tekrar ayrılmaktı gurbette yaşayınca. O yüzden sadece tatil dönemlerinde gördüğümüz bir Türkiye vardı. Araba yolculuklarında gümrüklerde saatlerce doğduğun ülkenin sınır kapısında beklemekti bu. Türkiye topraklarına girer girmez ilk restoran’ın önüne durmaktı. Evde konuşulan dili sokaklarda duymaktı. Tatil köyleriydi..
Gittiğin her markette, dükkanlarda çay ikramıydı bizim için vatan. Kalabalık pazar meydanları ve güneşin yakıcı sıcaklığıydı.Hep bir özlemdi, tatilden tatile yaşarken özlediğimiz, bir yerdi vatan bizler için. Yıllar geçmesine rağmen, hala aynı hisler devam etmekte. Seni yaşarken özledim Türkiyem.
Nerkiz
Yeniden başlamak
Bir yerden başlamak gerekiyordu.
Adımlar sağlam olmasada atılmalıydı.
Yeni sayfa istenmesede açılmalıydı.
Yazmak gerekiyordu yeni birşeyler.
Her gün bir adım daha ilerlemekti.
Yaralar sarıp sarmalanmalıydı artık.
İzler silinmesede yenilerine yer vermeliydi.
Gülmeyi tekrar öğrenmeliydi gözler.
Rüyalar görünmeliydi bir saatten sonra.
Korkular yenilmeliydi savaşınca.
Kazanmalıydı artık yeni yarınlar.
Bir yerden başlamalıydı hayata.
Yaşamaya değdiği için yaşanmalıydı.
Yeni yerler keşfetmeliydi ara sıra.
Tarih yazmalıydı geçmişin adına.
Gelecek için yollar çizilmeliydi.
Yeniden başlamalı bir saatten sonra
İnsanın bazen kendine öğüt vermesi gerekiyor haliyle. Biraz pozitif ışık tutması bence önemli. Hele de yaşadığımız bu zamanlarda, çok ihtiyacımız var. Hem kendimize hem çevremize biraz olsun gülebilecek ortamlar yaratmak gerek. Televizyonda, dizilerde, programlarda, haberlerde, gazete ve radyo da o kadar çok savaş, terör ve olumsuz haberler var ki.
Artık etkisinde kalmamak için kendim televizyon bile izlemediğimi farkediyorum. Dünya’nın sadece çirkin yüzünü sergileyerek insanda enerji bırakmadıklarını hissediyorum. Yarınlarımızı daha fazla zehirlemek adına yeni adımlar atmalı diye düşünüyorum. Sabah dışarda, eski günlerde olduğu gibi komşularla selamlaşmayı deneyin mesela.
Karşılıksız bir iyilik yapın, hangi yararı olur, kime faydalı diye bile düşünme bir kerelik. Bir çocuğun yüzünü güldür. Soğuk demeden, yağmur demeden, çık, dolaş, yolu bile kaybet, korkma. Pozitif heyecan oluştur hayatında. Yeterince olumsuzluk var zaten.
Biraz da olumlu şeylere yer verin. Yeniden başlayın yaşamaya. Yeni bir günü, yeni şans olarak görüp değerlendirin. Bir yerden başlamak gerekiyor. Kendinizden başlayın derim. Ben kararlıyım, kendi söylediklerime yer vereceğim. Yeni sayfalara..
Nerkiz