02 Temmuz 2019 Salı
”Amacımız Aynı Noktada Birleşiyordu“
Sevgili okurlarım merhaba,
12-21 Nisan 2019 tarihinde Sayın Valimiz Mustafa Tutulmaz tarafından düzenlenen, İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Mehmet Tanır ve AS Fuarcılık’ın katkılarıyla kitap fuarına Afyonkarahisarlı yerli yazar olarak katıldım. Yaşım itibarıyla on bir gün her ne kadar uzun olsa da doğduğum topraklarda olmak benim için muhteşemdi ve mükemmeldi. Kitap Fuarında dikkatimden kaçmayan makalemde yer vermek istediğim özel kişilik Lokman Özkul hocamdan bahsetmek istiyorum!..
Lokman Özkul hocam 03 Mart 1972 yılında Afyonkarahisar’ın İhsaniye İlçesi Bozhüyük Köyü’nde dünyaya gelmiştir. İlkokul ortaokul ve lise öğrenimini Afyonkarahisar Merkez’de tamamlamış. Üniversite eğitimini Kayseri Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamlamıştır. 1996 yılı Eylül ayında Aydın’da öğretmenlik görevine başlamıştır. Altı yıl görev yaptıktan sonraysa doğduğu topraklara geri dönmüştür!..
2003 yılında Afyonkarahisar’a dönen lokman hocam şuan hala Gedik Ahmet Paşa ilkokulunda okul müdürlüğü yapmaktadır. Lise yıllarında hobi olarak başladığı yazarlığa hala devam etmektedir. İlk kitabı 2015 yılında Özden Söze, ikinci kitabı 2017 yılında Aşkın Ebedi Hali, üçüncü kitabı 2018 yılında Habil Kabil (İnsanlığın Kavgası) SİNEDA Yayınlarından çıkmıştır. Şu an basılmaya hazır olan bir masal kitabı ve üzerinde çalıştığı iki ayrı eseri vardır. Kanal Afyon’da spor yorumculuğu yapmış olan Lokman hocam Afyon Spor. Com’da spor yorumculuğu yapıyor. Afyon Hisar, Afyon Haber ve Afyon Medya’da kendine özgü makaleler yazmaktadır!..
Evli ve üç çocuk babası olan Lokman hocamla Kitap Fuarı etkinliğinin yanı sıra Abdurahim Mısra Ortaokuluna, Süleyman Demirel Fen Lisesine, Ahi Evran Kız Meslek Lisesine, Kamil Miras Anadolu Lisesine birlikte söyleşiye gittik. Hocamla ilk bakışta her ne kadar uç noktalarda insanlar olarak görünsek de bakış açımız ve amacımız aynı noktada birleşiyordu. Çünkü ikimizin de tek isteği çocuklara okumayı, vatanı bayrağı devleti ve milleti sevdirmekti. Çocuklar bizi o kadar dikkatli dinlediler ki, onlara çok fazla çaba harcamaya gerek kalmamıştı!..
Bu söyleşilerden sonra Lokman hocamla bir karar aldık. Yılın belirli dönemleri Afyonkarahisar Milli Eğitim Müdürümüzden izin alarak tüm okullarda birlikte söyleşi yapacaktık. Antalya’ya dönmeden Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın’ın sekreterini arayarak aynı gün randevu aldım. Müdürüm bu konuya sıcak baktı ve: “Köyler dahil olmak üzere tüm okullara gidebilirsiniz. Lakin bundan benim haberim olsun okullarla önceden irtibata geçelim.” Dedi.
Yazarlığının yanı sıra aynı zamanda okul müdürü ve öğretmen olan Lokman Özkul hocamla haberi alınca çok mutlu olduk. Çocukların yaz tatili bittikten sonra bize bu imkanı tanıyan müdürümüze yürekten teşekkür edip okumayı sevmeyi sevdirmeyi sohbet eşliğinde onlara alıştırmış olacağız. Yıllarca çalışma ortamına alışmış birisi olarak, malulen emekliliğe hala alışamadım. Hollanda’da emekliler gönüllü olarak haftanın birkaç günü çalışıyorlar. Böylece Lokman hocam gibi özel ve değerli bir kişilikle gönüllü olarak doğup büyüdüğüm toprakların çocuklarıyla okullarda olmak ufacıkta olsa yararım dokunacaksa koşa koşa söyleşiye gideceğim!..
Yüreğinizin kapısını yüreğinizde olmayanlara hiçbir zaman açmayın ki, açıkta kalmayın. Yüreğinize dokunan insanlara yüreğinizi sonuna kadar açın ki, bir işe yarayın. Gönüllü olarak böyle bir işe başlamanın mutluluğunu tatmanızı isterim. Gurbette Yabancı Memlekette Almancı tabirini kökünden söküp atıp Lokman Özkul hocamla birlikte gönüllü olarak bir işe yarayacaktım. Yarım kalmışlığın acısını ve sancısını yaşam boyu yüreğinizde taşımak hamallıktır. Harmanda savrulmadan önce doğru istikameti mücadeleyle yüreğinizde tamamlamaktır. Yarım kalmışlıkları tamamlamamız bizlerin elinde yeter ki, bizler doğru mekanla doğru insanla doğru kararla yola çıkalım!..
Sevgi ve saygılarımla
Zekiye Doğan
Sevgili okurlarım merhaba, Hollanda denince ilk akla gelen yel değirmenleri, meralarda otlayan bol süt veren inekleri, rengarenk laleleri. Artık bunlara su kanallarının, nehirlerin üzerinde yüzen çiftlikleri de ekleniyor. Hollanda yenilikçi ve tarımsal teknoloji sayesinde dünyanın en büyük tarımsal gıda ürünlerinin ihracatçısı olarak ülkelerin başını çekiyor. Giderek artan nüfusu, büyük kentlerde tarım alanlarının hızla daralması nedeniyle, su üzerinde yüzen çiftlikler kurmaya başladılar. Dünyanın ilk yüzen süt ürünleri çiftliğinin yapımına Rotterdam’daki Merwehaven’da kısa süre içerisinde başlanıyor!..
Beladon adlı şirket tarafından geliştirilen ve AgriFood adlı kuruluşla birlikte hayata geçirilen proje kapsamında iki ayrı yüzen çiftlik inşa edilecek. Floating Farm adı verilen çiftliklerden birinde 40 inek yer alacak. Diğer çiftlikteyse 6 bin adet tavuk yetiştirilecek. Yaklaşık 2 milyon Euro’ya mal olması beklenen yüzen çiftlikler önce Rotterdam’da ardından Den Bosch kentinde kurulacak. Projenin yaratıcısı Peter van Wingerden, Den Bosch kentinde farklı bir şeyler deneyebileceklerini belirterek, Rotterdam’la birlikte bu kentin pilot bölgeler olacağını söyleyen Van Wingerden’e göre: “Yüzen çiftlik fikri bir bilim kurgu değil geleceğe yönelik mantıklı bir adım.” Diyor.
Beladon ve AgriFood projeyi geliştirebilmek için yüz bin Euro kaynak ayırdı. Çok sayıda kuruluşun destek verdiği proje, su açısından zengin olan ülkede hızla artan nüfusu ve giderek daralan tarım alanları konusunda önemli bir alternatif olarak değerlendiriliyor. İkinci Dünya Savaşından çıkmış olan Hollanda’ya çocukluğumda gittim. O dönemler savaşın kalıntılarını görmek ürkütücüydü. Yıkık dökük binalar, yıkık dökük kara yolları, yıkık dökük tren istasyonları ve fakir diyebileceğimiz insanlarıyla doluydu. Otuz yıl içerisinde maddi ve manevi inanılmaz değiştiler geliştiler!..
Şimdiyse ekebilecek toprakları kalmadı ve denizin ortasına yüzen çiftlik inşa ediyorlar. Anadolu toprakları güçtür ve çoğu ülkeye nasip olmayacak kadar verimlidir. Şimdi gelişme sırası Türkiye Cumhuriyeti devletinin biz yeter ki, alternatifler arayalım, altın değerindeki topraklarımızı pırlanta değerindeki evlatlarımıza işlemesini işletmesini öğretelim. İthalat yerine ihracat yapalım dış pazarlara açılalım. Tarımın her alanında ve besicilikte diplomalı bilinçli çiftçiler yetiştirip Anadolu topraklarının ülkemizin gücü olduğunu öğrenelim öğretelim üretelim…
On yılı aşkın bir süredir yılın uzun bir dönemini Antalya’da geçiriyorum. Bu süreç içerisinde etrafımdaki insanlar “neler yapıyor” diye gözlemliyorum. Bana acı veren durumsa en ucuz kiranın 1200 TL ile başlaması ve sayısı azımsanamayacak kadar çok olan insanlarımızın köylerini bırakarak beton yığınları arasında yarı aç yarı tok yaşamlarını sürdürmeleri. Babam altmışlı yıllarda Hollanda’ya gitti. Anam ağabeyimin yardımıyla ekmeğini topraktan besiden çıkartıyordu. Dışarıdan parayla satın aldığımız fazla bir şey yoktu. Sebzeler meyveler bahçemizden, buğday arpa nohut haşhaş tarlamızdan, et süt peynir yağ beslediğimiz hayvanlarımızdan üretiliyordu. Toprağın anama armağanı, anamınsa çocuklarına armağanı nasırlı elleriyle bıkıp usanmadan işlediği mahsullerdi!..
Babam bizi yanına Hollanda’ya alana kadar ekmeğini taştan çıkaran elleri nasırlı güzel anam tarladan bahçeden çıkan mahsulleri, yılın on iki ayı bize yetiriyordu. Tarlalardan bahçeden çıkan mahsullerden akrabalarla ihtiyacı olan komşularla da paylaşıyordu!..
Topraklarını işlemeyi unutanlara, çocuklarını toprak ve hayvan sevgisiyle yetiştirmemiş olanlara Hollanda örnek olsun. Beş kuruşun üç kuruşunu hiç düşünmeden çıkarsızca etrafındaki ihtiyacı olanlarla paylaştıysan hayatın Padişahı da sizsiniz Sultanı da. Unutmayın ki, ceviz sadece kabuktan ibaret değildir içini açıp baktığınızda faydalarını saymakla tüketemezsiniz. Vatan topraklarını işleyelim işletelim tükenmeyelim tüketmeyelim!..
Sevgi ve saygılarımla Zekiye Doğan
Sevgili okurlarım merhaba, 02 Mart 2019 tarihinde Isparta Gökkubbe Kongre ve Fuar Merkezinde fuara katıldım. Güller diyarı Isparta’ya yakışan görkemli bir mekandı ve davetli yayın evleri adına dizaynı için epey emek harcanmıştı. “Türkiye’de kitap alıp okuyan yok” diyenlere inat belediye başkanımız Yusuf Ziya Günaydın ve Valimiz Ömer Seymenoğlu fuardaydı!..
Valimize ve başkanımıza kitabımı imzalayıp taktim ettim. Başkanımız imzalı kitabımı aldı. Valimiz Seymenoğlu: “Kitabınızı burada almayacağım zahmet olmazsa makamıma getirin.” Dedi.
Zamanında böyle bir şansa sahip değildik. Fuarda halkla ve yazarlarla iç içe Vali görme imkanımızda hiç olmadı. Dolasıyla çok duygulandım: “Söz Sayın Valim kitaplarımı makamınıza getireceğim.” Dedim.
Isparta Valimiz Ömer Seymenoğlu, 20 Mayıs 1965 yılında Trabzon Sürmene’de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Sürmene’de tamamladıktan sonra 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. “Yeni Kamu Yönetimi Anlayışı ve İl Özel İdarelerine Yansımaları” konulu teziyle yüksek lisans yaptı. Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü yayınları arasında “Türk Kamu Yönetiminde Teftiş ve İç Denetim” adıyla 2013 yılında yayımlanan kitabın yazarları arasında. 1 yıl süreyle İngiltere’de 6 ay süreyle Amerika Birleşik Devletlerinde yabancı dil, işletme ve yüksek yöneticilik konularında eğitim aldı!..
27 Haziran 1988 yılında Kaymakam adayı olarak Mülki İdare Amirliği hizmetine başladı. Gaziantep Kaymakam Adayı, Sürmene ilçesi Kaymakam Refiki, Çerkeş ve Ardeşen ilçeleri Kaymakam Vekili, Çeltikçi, Kangal, Çıldır ve Fındıklı İlçeleri Kaymakamı olarak görev yaptı. 18 Mayıs 2000’de Mülkiye Müfettişliğine, 22 Aralık 2000’de Mülkiye Başmüfettişliğine atandı. 14 Nisan 2015’de Mülkiye Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi. 10 Eylül 2016’da Başkan Vekili olarak görev yapmaktayken 20 Haziran 2017’de Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanı olarak atandı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan tarafından Isparta Valiliğine atanan Valimiz makamına geldiğimde ayağa kalkıp yanıma kadar gelerek selamlaştı. Mütevazi insancıl tavırlarıyla oturmam için yer gösterdi!..
Ekeceğiniz tarlaya dikeceğiniz fidana mevsiminde gübre vermezseniz verim alma şansınız sıfırdır. Güller diyarı Isparta’da Sayın Valimiz halka kapılarını açarak diktiğimiz fidanların vatana bayrağa devlete ve millete yararlı olmaları için organik gübre veriyordu. Eskiden Hollanda’da Türk konsolosluğunda kuyrukta sıra bekleme zamanının çoktan gerilerde kaldığı gibi devletin üst düzey görevlilerine artık ulaşabilme imkanımız vardı. Özel
kalemden öğrendiğim kadarıyla Valimiz Antalya’dan geleceğimi bilmiyordu. Dolasıyla Isparta’da yaşadığımı sanıp kitaplarımı makamında kabul etmek istemişti. Valimizle konuşmamızdan sonra Isparta güllerinden yapılmış özel bir hediye paketi armağan edilerek uğurlandım!..
Uğrunda nice şehitler verdiğimiz anavatanımıza layıkıyla görevlerini yapan devlet görevlilerimize halkımız adına yürekten sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. 14 Mart 2019 Perşembe gün Isparta Valimiz Ömer Seymenoğlu’na verdiğim sözü yerine getirdim ve kitaplarımı kendisine makamında sundum. Isparta Gökkubbe Kongre ve Fuar Merkezi’ne bizzat gelerek kitap okumanın önemini gösteren örnek Valimizi makamında ziyaret etmek benim için onurdu!..
Bir zamanlar “Gurbette Yabancı Memlekette Almancı” tabirini artık gerilerde bıraktığımız anavatanımda Ömer Seymenoğlu Valimiz kadar mütevazi insancıl kitapsever Valilerimizin çoğalmasını temenni ediyorum. Dinimiz bize “Oku” diyor. Çocukluğumdan itibaren yaşamış olduğum 17 milyonluk Hollanda’da her Hollandalı Flemençe’nin yanı sıra en az dört yabancı dil biliyor. Okuyarak tüm dünya dillerine hakim olup uçsuz bucaksız okyanusta boğulmaktan, devletimizden çok daha güçlü bazı devletlere yem olmaktan, birbirimize sıkı sıkı sarılarak birlikte kurtulacağız ve birlikte hak ettiğimiz en üst seviyeye ulaşacağız!..
Sevgi ve saygılarımla Zekiye Doğan
Sevgili okurlarım merhaba, baba-vatanım Hollanda ve anavatanım Türkiye arasında başlayan sorun her iki ülkenin birlikte almış olduğu bir kararla 1.5 yıl sonra normalleşmeye döndü. İlk adımını bir mektupla atan dış işleri bakanı Stef Blok, Türk asıllı Hollandalı olarak her iki ülke adına beni çok mutlu etti!..
Hollanda’nın dört yüz yılı aşkın bir süredir anavatanımla farklı alanlarda ve iş ticaret alanlarında ilişkileri var. Hollanda’nın coğrafik alanı yüz ölçümü her ne kadar küçük olsa da Avrupa ülkelerinin en büyüğü sayılır. Atılan bu olumlu adımın diğer Avrupa ülkelerinin Türk karşıtı, mülteci karşıtı, İslam karşıtı ve gereksiz ırkçı ve ayrıştırıcı tutumlarını pozitife çevireceğine inanıyorum. Lakin göçmenlerle ilgili değişik açıklamalarda bulunan ve de ırkçılığın insanların genlerinde olduğu görüşünü savunan Sayın Stef Blok’un bu adımıyla, olumlu politika yürüteceğine yürekten inanmak istiyorum…
Bazı olumsuz, negatif tutumlarıyla dünya ülkelerinin ileri gelen politikacıları vebalini kaldıramayacağı yükün altına giriyor. Bebekler berrak, temiz ve çıplak doğuyor. Irkçılığı, ayrımcılığı, din, dil, ırk ve mezheple masum insanlara istediğiniz giysiyi giydirebiliyorsunuz. Lakin kendi taşınızla kendi başınızı yardığınızın farkında değilsiniz.
Bu hayatta adam veya kadın olmak, iş adamı olmak, politikacı olmak, dünyanın en zengini olmak kolaydır, ama insan olup insan kalmak zordur. Zoru başarmak adına, insanlık adına, demokrasi adına taşın altına elimizi koymazsak, sonucuna katlanmak zorundayız!..
Her iki taraf için kritik bir durumu lüzumsuz tırmandırmanın anlaşılmış olması taraflar adına, Türk asıllı Hollandalılar adına, anavatanımla ticaret yapan Türk ve Hollandalı iş adamları adına, Orta Doğuda önemi ve ağırlığı olan Türkiye’nin, Avrupa ülkelerinin güvenliğinin sağlandığının anlaşılması adına, her iki ülkenin aralarındaki buzların erimesi umut verici. Umuyorum ki, Türk düşmanlığı, İslam düşmanlığı, Avrupa’da yaşayan yabancılara karşı ırkçılık ve ayrımcılığında normalleşmesi adına çalışmalar başlar.
Avrupa’nın en büyük korkusu mülteciler, onları evinden barkından ülkesinden edenlere sormak istiyorum. Petrol adına ülkesinden edilen bütün imkanları elinden alınan bu insanları bu hale getiren sorumlular, sorunu çözmek yerine yükü yalnızca Türkiye’nin üzerine yükleyip şu veya bu bahanelerle müttefiklerini neden ve niçin yarı yolda bıraktıklarının sorgusunu kendilerine yapıp cevabını verebilecekler mi acaba?
Türkiye’nin en önemli ortağı olan baba-vatanım Hollanda bu ilk umut verici adımlarıyla, Orta Doğu’nun bu acı gerçeğini, müttefik olan Türkiye’ye yüklenen bu ağır yükü kaldırmamızda, karşılıklı Büyükelçilerin atamasıyla, diğer ülkelere öncülük yapacaklar mı acaba?
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra atalarımız, Anadolu aslanları Avrupa’yı birlikte inşa ettiler, evlatlarına ve torunlarına baba-vatanı yaptılar. Bizler artık doğup büyüdüğümüz ikici vatanımızda “ikinci sınıf insanlar” gözüyle görülmekten yorulduk. Avrupa’nın asil emekçilerinin evlatları olarak yurt yaptığımız yurdumuzda insanca yaşamak istiyoruz. Orta Doğu’nun hazin sonundan dolayı pin pon topu olmak Türk Milletine ağır geliyor. Biz Türk Milleti yarım ekmeğini komşusuyla bölüşen insanlarız ve bölüşüyoruz. Bu gerçeği göz ününde bulundurarak, zaruri duruma, ne zaman acilen karar alacaklar acaba?
Sevgi ve saygılarımla
Zekiye Doğan
GURBETÇİ YAZARDAN YENİ KİTAP
HOLLANDA’dan gelip kısmi olarak Antalya’ya yerleşen gazetemizin yazarı Zekiye Doğan’ın “Yüreğimle Kader Yolculuğu” adlı 3’üncü kitabı çıktı.
“Gurbetçi Yazar” olarak tanınan Zekiye Doğan’ın Yüreğimle Kader Yolculuğu” adlı 3’üncü kitabı okurlarıyla buluştu. İlk kitabı “Yüklüdür Yüreğim” (Yaşamdan Kesitler) Mart 2014 yılında Gelişim Sanat’tan çıktı. İkinci kitabı “Müslümanız (!) Elhamdülillah” (Uyan Be Kardeşim Bu Ülke Bizim) Eylül 2015 yılında Semerci Yayınları’ndan çıktı. Kaleme aldığı kitaplarında “hiciv ve aforizmalarda” özgün bir dille okuyucusuna sunan Zekiye Doğan, ülke değerlerine, dini inanca, insani yaşama, öfke, çığlık, çaresizlik, aşk ve sevgi konularını işliyor. Mayıs 2018 Semerci Yayınları’ndan çıkan yeni kitabını diğerlerinden farklı yazan yazar özgün ve yalın bir dille Otobiyografi/Anı olarak kaleme aldı. Yazarın kitapları D&R ve kitapçılardı mevcuttur.
Türkiye’nin birçok illerinde ve Antalya’da düzenlenen edebiyat etkinliklerine katılan, kitap fuarlarında kitaplarını imzalayan Zekiye Doğan aynı zamanda BelemTürk Belçika, Gündem Belçika, GazeteHamburg Almanya, Önce Vatan Türkiye’de haftalık makale yazmaktadır. Yazar emekliliğini hala yazarak geçiriyor ve aynı zamanda dördüncü kitabının da çalışmalarını yapıyor.
Yeni kitabının tanıtımı için düzenlenecek imza gününe hazırlanan Zekiye Doğan yeni kitabından kısa bir bölümle sözlerini noktalıyor: “Zor durumda kaldığın anlarda konuştuğun zaman dilimi, yalnız kaldığın zaman kalbinin ağrısı, gözlerini, yüreğini korumaktan geçer ve hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün olgunlaşırsın. Hiç kimseye karşı beklentiye girmediğin gün yara almazsın. Hiç kimseye bağımlı kalmazsan kazanırsın ve kazandım da!..
“Zamansız yakalandığım yağmurla başlayan hazin yolculuğum, (YÜREĞİMLE KADER YOLCULUĞU) on yılı doldurarak, evladımın hasretiyle, amansız kanseri yenmiş olarak, mutlu sonla noktalamış oluyorum. Unutmayın, can evimizden vurabilecekler canlarımızdır. Bizlere ait olmayıp geride kalanlarsa teferruattır. Eğer ki, vicdanını, yüreğinin derinliklerinden başlayarak sorgulayacak kadar insansan, ihsan, ihtisas, ihtişam, ihtiyat, senin himayen altındadır.”…
Gurbetçi yazarımız Zekiye Doğan, “Aklımda ve yüreğimde kalan negatifler ve pozitifler, benliğimde hissettiğim acılar, geçmişin kuytusunda kalmıyor. Kimliğimde, benliğimde, yüreğimin derin bir köşesinde ince bir sızı olarak kalan, en içten, en samimi duygularımı okurlarımla paylaşıyorum” dedi.